GÜNDEM:
Riski deprem değil, güvensiz yapılar oluşturuyor
Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (Türkiye İMSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ferdi Erdoğan, ‘1-7 Mart Deprem Haftası’ kapsamında yaptığı açıklamada, ülkemizde yüksek büyüklükte sayılamayacak bir depremde dahi birçok binanın hasar almasının, yapı kalitesini ve deprem riskini gözler önüne serdiğini belirtti.

Deprem kuşağında bulunan Türkiye’de hala 7.5 milyon konutun riskli durumda olduğuna dikkati çeken Erdoğan, “Bir otomobil ömrü kadar değil, en az 100 yıl dayanacak binalar yapmalıyız” dedi.

Erdoğan, riski depremin değil, güvensiz yapıların oluşturduğunu ifade ederek, “Oysa kaliteli malzemelerden üretilmiş, mühendislik ve mimari açıdan teknik kurallara uygun yapılar, depremi riskli olmaktan çıkarıyor. Üstelik Türkiye inşaat malzemesi sanayisinin ürün kalitesi, mimarlık ve mühendislik açısından güvenli bir yapının üretilmesi için tüm donanıma, bilgi birikimine ve yetkinliğe haiz” diye konuştu.

Her yıl dünyada ortalama 500 bin deprem oluyor

Depremlerin, yerkürenin kendi varlığını sürdürme gerçeği olduğunu ve olmaya devam edeceğini söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti:

“Her yıl dünyada ortalama 500 bin deprem olur ve insanlar bunun 100 bin kadarını hisseder. 7.0 - 8.0 arası şiddette deprem, yılda ortalama 18-20 adet gerçekleşir, 8.0 üstü ise her yıl 1 adet olmaktadır. Yerkürenin deprem gerçeği bu şekildedir. Ülkemiz de deprem kuşağı üzerinde yer almaktadır ve nüfusun neredeyse yüzde 90’dan fazlası deprem bölgelerinde yaşamaktadır. ’İnşallah bir daha deprem olmaz’ demek yerine ‘İnşallah depremlere dayanıklı evler yapılır ve o evlerde yaşarız’ demek daha doğru bir dilektir.”

“Kentsel dönüşüm süreci önemli fırsat”

Nitelikli yapı kalitesinin önemini vurgulayan Türkiye İMSAD Başkanı Erdoğan, kentsel dönüşüm sürecinin önemli bir fırsat olduğunu bildirerek, şunları söyledi:

“Biz binaları dönüştürerek kentsel dönüşümün özünü, ruhunu kaybediyoruz. Kentsel dönüşüm maalesef bina dönüşümü ile eşit anlama gelmiş durumda. Kentsel dönüşüm çerçevesinde mahalleler değil, sadece binalar dönüşüyor. Ayrıca günümüzde depremle ilişkilendirilmiş konut yapısı halen çok yerine oturmuş değil. Kentsel dönüşümün bir bina dönüşümü olmadığından hareketle, depremlere dayanıklı bina ihtiyaç alanlarında, kalıcı, çağdaş, konforlu, kaynakları akıllıca kullanmayı planlayan, bina kadar çevre ve alt yapının da ihtiyaçları karşılayacak şekilde alan dönüşümlerinin yapılması gerek. Yani 20-30 yıl sonra yeniden kentsel dönüşümü konuşmak durumunda kalmamak için en az 100 yıl dayanacak binalar inşa etmeliyiz. Ülkemizde halen 7.5 milyon konut riskli durumda, bu konutların yıkılıp yeniden yapılması lazım.”

“Türkiye’de çok acil bir Yapı Yasası’na ihtiyaç var”

Türkiye’nin acil bir ‘Yapı Yasası’na ihtiyacı olduğunun altını çizen Türkiye İMSAD Başkanı Erdoğan, “Biz, Türkiye İMSAD olarak, denetimin önemini her zaman ve her platformda vurguluyoruz. Türkiye’de çok acil bir Yapı Yasası’na ihtiyaç var. Bu yasanın çıkarılması, bir sektörü değil, tüm ülkeyi kalkındıracak bir hamle olacak. Denetim konusunda disiplini sağlamak için de olası ihmallerin önüne geçilecek bir denetim mekanizması oluşturulmalı. İnşaatlarda sadece betonun, demirin değil, yalıtım başta olmak üzere tüm malzemelerin, yapım ve uygulama süreçlerinin de denetlenmesi gerekiyor. Denetimdeki aksaklıkları çözemezsek kalitesiz ve plansız yapılaşmadaki sorunların önüne geçmemiz mümkün değil. Binaların betonarme, çelik veya ahşap ya da başka bir malzemeden inşa edilmesinden çok daha önemli olan, neyle yapıldığı değil, nasıl yapıldığından emin olunması. Canlı varlıkların yaşam kalitesine son derece önem verildiğini düşündüğümüz ülkelerde, ahşaptan gökdelenler yapılmaya başlanıyorsa, sizin malzemeler üzerinden yaptığınız tartışmanın rasyonel bir tarafı olamaz. Betonarme bir bina ‘arme’ değilse, çelik inşaat, ihtiyaçlara uygun yapılmış bir çelik inşaat değilse ya da ahşap bir bina, ister az katlı olsun ister çok katlı olsun; istenilen evsafta yapılmamışsa ve bu inşaatlar yapılırken doğru düzgün denetlenmemişse; depremlerin 4 ya da 7 şiddetinde gerçekleşmesinin hiçbir önemi olmaz. İnşaatı ne ile yaptığımız kadar nasıl yaptığımız da son derece önemli” dedi.

“Denetimin de içinde olduğu bütüncül bir sistem kurulmalı”

Yasal düzenlemelerle, sektörel sivil toplum örgütlerinin piyasa denetimlerinde etkin rol almasının gerektiğine vurgu yapan Erdoğan şunları kaydetti:

“Ülkemizde binanın tasarımından yapımına kadar, denetimin de içinde olduğu bütüncül bir sistem kurulmalı ve toplumda güvenli yapı bilinci oluşturulmalı. Bu yaklaşımla, kamu ile sektörümüzü ilgilendiren konularda iletişim ve işbirliği içerisinde olmaya devam ediyoruz. 2017 yılında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yüksek Fen Kurulu ile Türkiye İMSAD tarafından yürütülen çalışmayla yeni bir ‘İnşaat Genel Teknik Şartnamesi’ hazırlamaya başladık. Bakanlık yetkilileri ile derneğimizin İnşaat Malzemesi Satınalma Şartnameleri Komitesi yoğun bir şekilde yeni şartnameler üzerinde çalıştı. Bu, gerek içeriği gerekse de ‘Bakanlık-STK-Özel Sektör İşbirliği’ bakımından oldukça kıymetli bir çalışma. Bu çalışmanın kamu ve özel sektör işbirliğine önemli bir örnek teşkil ettiğine inanıyoruz. Bir an önce yeni şartnamenin yürürlüğe girmesini arzuluyoruz.”

“Depreme karşı güvenli ve nitelikli binalar inşa etmeliyiz”

Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği (İZODER ) Başkanı Levent Pelesen de, halen depreme hazırlıklı olmayan Türkiye’de, güvenli ve nitelikli binaların sayısının hızla artırılması gerektiğine dikkati çekti.

Deprem kuşağında yer alan bir ülkede, can ve mal güvenliğini sağlayabilmek için alınması gereken en temel önlemlerin başında uzun ömürlü ve depreme dayanıklı binalar inşa etmek geldiğini anlatan Pelesen, “Bunun için de, yapıların, öncelikle su yalıtımı ile donatılarak korozyona karşı korunması gerekiyor” dedi.

Pelesen, yapıyı oluşturan ana elemanları (demir ve beton), ömrü boyunca koruyacak olan su yalıtımının hayati önem taşıdığını ifade ederek,  Betonarme yapı sistemlerinin en hassas oldukları noktalardan biri suya karşı hassasiyetleri. Yapılarımıza suyun nüfuz etmesi durumunda taşıyıcı elemanlarda bulunan demir donatılar korozyona maruz kalarak paslanmakta ve binalarımızın ömrünü ve dayanıklılığını azaltmaktadır. 17 Ağustos depremi sonrasında yapılan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Hasar Tespit Komisyonu tarafından yapılan incelemeler sonucu, yüzde 79’u hasarlı bulunan 55 bin 651 konut ve işyerinin yüzde 64’ünde korozyon tespit edilmesi de su yalıtımının önemini ortaya çıkarıyor” diye konuştu.

Yönetmelik, binaların kaderini değiştirecek

Deprem tehlikesi altında bulunan Türkiye’de, yapı ömrü ve dayanıklılığı açısından büyük öneme sahip su yalıtımı konusunda çok önemli bir adım atıldığını belirten Levent Pelesen, şunları söyledi:

“Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından, İZODER’in destek ve girişimleriyle mevzuattaki eksikleri gidermek üzere hazırlanan ‘Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği’ 27 Ekim 2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımladı. Su yalıtımı ile ilgili büyük bir eksikliği gideren bu yönetmelik, ülkemizde binaların kaderini değiştirecek.”
Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×





En yenilikçi firma “Kone”
Asansör pazarının önde gelen isimlerinden olan Kone, 8’inci kez FORBES’un en inovatif şirketler listesinde...

Haberi Oku